Her şey 2019'un Aralık ayında Çin'in Hubei Eyaletinin Wuhan kentinde atipik pnömoni yani zatürre tanısı konulması ile başladı. Çok kısa bir sürede ise bu durumun yeni bir virüs türünden kaynaklandığı ortaya çıktı. Tabi biz o aralar birbirimiz ile dalga geçiyorduk. Hapşıran ve öksüren birine 'koronalı' diyorduk. Olayın ciddiyetinin farkında bile değildik.
Virüs ilk zamanlar ' Wuhan virüsü' olarak anılırken -ki böyle anılması daha iyiymiş- sonraları; ilkin 2019-ncovard olarak anılmaya, en son olarak da covid-19 olarak tanımlanarak anılmaya başlandı.
Şöyle ki evrende bulunan her şeyin hareket edebileceği hızın bir sınırı var. Bütün her şeyin sınırı varsa, bilginin de bir hız sınırı var o zaman. Bu bir kuraldır. Fakat bir grup kuantum fizikçisi, her zaman yaptıkları gibi, bunu da değiştirmenin bir yolunu bulmuşlar. Normal şartlar altında bilgi aktarımı, son sınır olan yani evrenin bant genişliği, bir parçacık başına bir bit ve ışık hızı ile sınırlıdır. Tabii ki bu, işin içinde kuantum fiziğinin olmadığı klasik bir evren için geçerli.
Uzun bir süre yazı yazamadım. Bu demek değil ki bıraktım, hayır. Bir sürü araştırma ile geri döndüm. Önce hangisinden başlasam bilemiyorum. Her bir konu benim için eşsiz. O zaman yazımızı çok uzatmadan bilimsel yapılan yeniliklerden ilkine bir göz atalım.
Burada bahsedeceğim konu kuantum bilgisayarlarda açılan yeni bir dönem. Peki ne yapıldı da bu kadar önemli oldu?
Bir dahi düşünün; zekanın bilgide değil de hayal gücü kapasitesinde saklı olduğunu söyleyen. Bugün size Einstein'in beyninden bahsedeceğim. Neden dersek, bir kaç hafta önce küçük bir yazı okudum ve orada Einstein'in beyni ile bir takım zeka işaretlerinin bulgularına rastlanıldığı anlatılıyordu. Biraz araştırınca gerçekten okuduklarım beni şok etti. O zaman uzatmadan içeriği okumaya geçelim.
Bugünkü yazımın konusu, herkesin üçüncü göz olarak bildiği epifiz bezi. Belki çoğunuz son yıllarda epifiz bezinin adını sıkça duyar oldu. Benimde çok duymama rağmen araştırmaya zamanım olmuyordu. Merak etmiyor da değildim. Eşimle konuşmalarımızın arasında geçince de merakım arttıkça arttı ve işte! Gelin hep birlikte okuyalım.
Matematik ile aranız nasıl? Sizce matematik bilmek zeki olmamızı sağlar mı? IQ testleri sizce bize doğruyu söylüyor mu? Zeki insanlar hayatta hep başarılı mıdır? Bugün bunları değişik bir açıdan inceleyeceğiz.
Uzun zamandır yazı paylaşamadım. Bu vazgeçtiğim anlamına gelmiyor tabi ki. Sadece yoğundum ve birazda kitap okudum. Biliyorsunuz bir beyaz yakalı olmak zor. Hem beyaz yakalı olup hem de hobileri devam ettirmek., gerçekten zor. Ben zinciri kırdım Barış abi başka seneye artık! Her neyse konumuza gelelim.
Birkaç gündür bu sorular kafamda dönüp duruyor. Evrim nedir? Nasıldır? Hala devam ediyor mu?
Bildiğiniz gibi bir kaç gün önce SpaceX, Falcon Heavy isimli roketini Mars'a fırlattı. Hep birlikte bu tarihi ana tanıklık ettik. Tabi tanıklık ettik diyorum ancak çoğumuz belki o saatte uyuyorduk.
Evrim ve evrim teorisi birbirinden çok farklıdır. Canlıların sürekli bir değişim içinde olması, bir doğa yasası. Bu değişimler sadece yaşamımız boyunca sürmüyor; önceki nesillerden devralınan ve sonraki nesillere aktarılan özelliklerin değişimi ile durmaksızın devam eden bir dönüşüm gerçekleşiyor.
Beynimizdeki gereksiz bilgilerden, bir düğmeye basıp kolayca kurtulabilsek güzel olmaz mıydı? Nörobilimde bunun için bir söz vardır; "Beraber ateşlenen nöronlar, beraber bağlanır." Yani şunu demek istiyor; beyninizde bir nöro devreyi fazla çalıştırırsanız, o devre güçlenir. Bir sözü daha eklemeden edemeyeceğim, "Pratik mükemmelleştirir."
Konusu, çok geç olmadan Mars'ta yaşamı bulmak olan bir makaleye rastladım geçenlerde. Bu gibi konulara olan merakımdan dolayıda son bir cümlesine kadar okudum. Sonra düşündüm ki, herkes tüm insanların Mars'a gitmesini istediği gibi, Mars'ta yaşam varsa onu da bulmak istiyor. Yaşam dediysek insan formu değil, bakteri, su falan. Ancak iki isteğin de aynı anda olması sanırım biraz imkansız. Şuan, bildiğimiz kadarı ile el değmemiş bir gezegen ile karşı karşıyayız. Ve orada bulunan hiçbir şeye Dünyadan bulaşan bir şey yok. Size okuduğum bu makaleyi kendi yorumlarımı da katarak biraz anlatmaya çalışacağım.
Geçenlerde küçük bir başlık olarak gördüğüm ve araştırmak için merakımı cezbeden bir konu buldum, "Beslenme ile sirkadyen ritmin takım çalışması : Krono-Nutrisyon" Sirkadyen ritmi nedir? Beslenme ile alakası nedir? Araştırdığım kadar sizlere aktaracağım.
Elon Musk'ın hayatı ile ilgili derlediğim yazıyı okumuşsanız biliyorsunuzdur. SpaceX için kısaca tekrar değinmek gerekirse, Musk, Paypal şirketini Ebay'e satmıştı ve bu satıştan kazandığı parayı uzay seyahatleri üzerine kurduğu hayaller için harcamak istiyordu. Tabi önce bir takın ufak deneyler yapacak, uzaya ilk önce fare gönderecekti. Ancak Rusya'dan satın alınacak roketin fiyatı ile ilgili bir uzlaşmaya varamadılar. İşte o anda 8 milyon dolar vererek bir roket almak yerine 100 milyon dolar harcayarak SpaceX şirketini kurdu. Tabi bu süreçte sayısız zahmet ve eleştiri ile karşı karşıya kaldı ama bunlar onun pes etmesine sebep olmadı. İyi ki de olmadı çünkü şuan şirketin geldiği nokta dünya için adeta yeni bir çağ kapısını araladı, uzay yolu...