Yazmıyorsun. Yoksa yazmaktan vaz mı geçtin? İlham gelmiyor değil mi? E tabi bıktın.
Hepsine cevabım sadece "hayır". Günün sonunda burası tek kişilik bir blog sayfası ve benimde bir hayatım var ve en önemlisi de hayatımın yarıdan çoğunun dolduran bir işim. Kendime yarattığım nadir anlarda sadece kitap okudum ve birazda kafamı dinledim. Hepsi bu.
İnsanın hayattaki mutluluk tanımı nedir? Mutluluk batı dünyasının bir bulgusu mu yoksa ben merkezci bir anlayışın sonucu mu? Mutluluk denilen şey elle tutulamasa da insan yaşamındaki yansımalarını gözle görmek, hatta bilimsel yöntemler ile ölçmek mümkün. Bilimsel yöntemler bir yana belki de bunun cevabını en doğru şekilde verebilecek olan şey insanın iç sesidir.
Hayatta "mutluluğu" aramamız gibi dört gözle beklediğimiz hayatımızın aşkının peşinden koşar dururuz. Ama zaman ve tecrübeyle, başkaları tarafından anlaşılmamızın, sevilmekten daha önemli bir olgu olduğunu anlarız. İlk başta ve belki de en çok odaklandığımız konu "sevilmek istiyorum" düşüncesidir. Ancak, her zaman sonunda kazanan tek şey "anlamanı istiyorum" prensibidir. Ya da en azından bunu sağlayabilecek bir şeydir.
Bugün sizlerle hayatımızdaki seçimlerle ilgili konuşalım istiyorum.
Daha doğrusu uzun bir monolog olacak, sizler okuyacak ve ben ise yazacağım.
Lafı uzatmadan başlayalım sevgili dostum. Geriye dönüp baktığımda verdiğim büyük-küçük her türlü kararın sonucu, birer puzzle parçası gibi birbirine ilişerek aslında bana ait bir hikaye oluşturmuş ve o hikaye de hala devam ediyor. Bu hikaye öyle bir hikaye ki bazen "keşkelerle" şekillenirken bazen de "iyi'kilerle" yoluna devam etmiş. Farkında olsam da olmasam da verdiğim her karar beni bir yol ayrımına sürükledi ve ayrımlarda takındığım tavırlar ise "tecrübe" çatısı altında birikti.
Bu gün hayat kalitemizi biraz daha arttırmak için iyi düşünmenin güzelliklerinden bahsedeceğiz.
İyi düşünme, düşüncelerimizin akışı üzerinde daha fazla kontrole sahip olmak, yani yaşam kalitesine yatırım yapmaktır. Çünkü olumsuz düşüncelerini kontrol edebilen kişi, duygularını da doğrudan etkileyebilme yeteneğine sahiptir. Çünkü daha iyi düşünen ve hisseden kişinin düşünce tarzı, davranışını, bedenini ve hatta sağlığını bile etkiler. Her zaman denildiği gibi mutluluğun kaynağı dışarıda değil, içimizdedir.
Merhaba sevgili okur,
Bugün insanların doğasında olan ışığını saçma korkusundan bahsedeceğiz.
İnsan evladının belki de en büyük paradoksu, özel olmayı istemek ama aynı zamanda da bir güneş gibi parlamaktan korkmaktır. Hangimiz, herkes tarafından tanınmak ve takdir edilmek istemez ki? Neredeyse herkes başkalarına erdemlerini gösterme ihtiyacı duyar. Bunun sebebi bir güneş gibi parladığımızı başkalarına gösterme isteğidir.
Haydi gelin bugün, "hayatı yaşamaya değer kılan şeyin bilimsel çalışması"na bakalım.
90'lı yıllardan bu yana; yaşam koçları, motivasyonel konuşmacılar ve kişisel gelişim kitapları sizi hep daha mutlu olmaya zorluyor. İşte mutluluğun bu "diktatör" yaklaşımı için kullanılan terim "happycracy" olarak literatüre geçmiş. Bu yazıda da sevgili dostum, mutluluğun size bu şekilde dayatılmasının psikolojik sonuçlarından bahsedeceğiz.
Bugün sizinle mavi kedi tekniğini öğreneceğiz. Mavi kedi tekniği bir çok alanda kullanılabilecek bir imajinasyon uygulamasıdır. Bu tekniği, dikkat odağınızı negatiften pozitife çevirmek, baş ağrısı gibi strese bağlı ağrıları gidermek ve olumsuz düşüncelerden kurtularak zihninizi rahatlatmak amacıyla kullanabilirsiniz. Hatta iş hayatınızda da uygulamanız mümkün.
Tam anlamıyla hayatınıza uygulayabilirseniz, nihayetinde ağrılarınızın geçtiğini ve de zihinsel olarak rahatladığınızı fark edeceksiniz. Bu uygulamanın temel mantığında, negatife odaklanmış zihinsel dikkatinizi dağıtarak rahatlamanızı sağlamak amaçlanmaktadır.
Şimdi hep birlikte bu tekniği uygulamaya çalışalım.
NLP ile tanışmam, iş masama bırakılan bu kitap ile başladı. Sonrası zaten merak, okuma, birazda araştırma.
Kitabın kapağındaki şu yazı dikkatimi çekti; "Yaptığınız gerçekten istediğiniz şeydir. Yapmıyorsanız aslında istediğiniz şeyi yapıyorsunuz; yapmamayı!"
NLP'yi öğrenmek ve uygulamak hayatımızı şans ve tesadüfe bırakmak yerine, kendi istediğiniz biçimde yaratmanızı sağlıyor.
NLP hem bilinci hem de bilinçaltını etkin bir duyarlılıkla kullanmaya yönelik, zihinsel sürecin işleyişini yeniden yapılandırma tekniği aslında.
NLP ile çok hızlı sonuç alabiliyorsunuz, aylar, yıllar süren bir süreci; bir kaç saat, hatta bir kaç dakikaya bile indirebiliyorsunuz. Mesela çok büyük bir fobinizden kurtulabiliyorsunuz. Benim için öfke kontrolümü yapmaya ve bunu yönetmeme yardımcı oldu diyebilirim.
Uzun zamandır araştırma yapmaya çalıştığım ve öğrenmeye çabaladığım bir konu, öfke kontrolü. Kelime anlamından bile şunu çıkarıyorum, öfke bastırılmamalı kontrol edilmeli. Peki neden? Haydi gelin hep birlikte bu konuyu okuyalım.
Bu aralar pek bir söylenir oldum, "ikiyüzlüler ikiyüzlüler" diye. Sizlerin de hayatında böyle insanlar var mı? Belki arkadaşınız, belki eşiniz, belki akrabanız? Çok zor bu insanlarla mücadele etmek. Hele ki ömrümüzün neredeyse çoğunu geçirdiğimiz iş yerinde.
Son zamanlarda bu kulaklar aşırı sahte kahkahalar duymaya başladı. Aşırı ses tonları, çığlık atarcasına gülmek. Ben bu insanlara genellikle habeş maymunu diyorum. Belki bilirsiniz habeş maymunları feveran hareketleri ve çığlık çığlığa dolaşmaları ile bilinir. Kulak tırmalarlar.
Gelin bugün biraz narsistler hakkında konuşalım. Kimlerdir, neler yaparlar ve onları nasıl normal insanlardan ayırabiliriz.
Derler ki, bazı fırsatlar insanların eline bir kez geçer... Şans kapıyı bir kez çalar. Sevgili dostum, peki hangi fırsatlar için risk almaya değeceğini nasıl bileceğiz? Ortaya çıkan her fırsatı da değerlendiremeyiz ki.
Pek çok insan istikrar ve düzen için çok çalışıyor. Düzenli bir iş, güzel bir ev ve sağlam bir araba arıyorlar. Ancak hala eksik olana odaklanıyorlar. Sürekli tatminsiz ve mutsuzlar ve durmadan daha fazlasına sahip olabilirlermiş gibi düşünüyorlar. Bunu görebiliyorum ve anlayabiliyorum.
Merhaba sevgili dostum, hepimiz hayatımızın bir döneminde kendini durmadan övmeye çalışan insanlar tanımışızdır. Burunları, mecazi anlamı bırakın, gerçek anlamda dahi havadadır. Hayattaki her şeyi biliyormuş gibi davranırlar ve hiç kimse de onların seviyesine çıkamaz. Yani bir seviyeleri olmamasına rağmen bunu düşünürler. Üstünlük havaları ile onları bulunduğumuz ortamda iliklerimize kadar hissederiz. Yanında bulunan taraftarları ve kurbanları ile herkesten daha iyi olduklarını düşünürler.
Altı yılı aşmış bir çalışma hayatına sahibim, aslına bakarsanız bu süreçte başarılarımı paylaşmak işimin bir gereği ancak bu tecrübeme ve iyi bir kariyere sahip olmama rağmen bir türlü başarılarımı anlatamıyorum. Çoğu zaman anlatmak ya ayıp geliyor ya da normal. Böyle olunca da insanlar yaptıklarımı hiç değerli görmüyor. Benim gibi olmaman için başarılarını insanlara etkili bir şekilde nasıl anlatacağını öğrenmelisin. Çünkü bende yavaş yavaş öğrenmeye başladım. Acı ama gerçek.
Geçen haftalarda Beyhan Budak'ın paylaştığı bir videoda bu konuya denk geldim. Açıkçası uzun zamandır kafamı kurcalayan ve yazmak istediğim bir meseleydi. Beni bu konu hakkında çok aydınlattı diyebilirim. Bildiğim ama unuttuğum bir çok yerin üzerinden geçmiş oldum bu sayede. İzlemek isteyenlere yazının sonunda ilgili videoyu bırakacağım.
Uzun zamandır yazmak için kenarda beklettiğim bir konu ile geri döndüm. Çok yakın bir arkadaşımdan okumam için tavsiye edilen bir kitaptı. Bir farklılık yapıp en sonda söylediğimi şimdi en başta söyleyeceğim. Kitabı kesinlikle ama kesinlikle okuyun. Muhteşem! Şimdi haydi hep birlikte kitabı inceleyelim.
Biliyorum bu konuyu sürekli ele alıyorum ancak çok muzdarip olduğum bir konu. Ve sürekli kaleme alırsam bir şekilde azalarak biter diye düşünüyorum. Yani böyle olmasını umuyorum.
Okumadan önce lütfen aşağıda sizler için bıraktığım müziği de açar mısınız? Şimdiden iyi dinlemeler ve okumalar...
O zaman ilk şu soru ile başlayalım; başkalarının mutlu olduğunu görmek sizin için mutluluk nedeni midir yoksa mutsuzluk mu?