Tanrıların ve kralların hüküm sürdüğü topraklarda babasının hoşnutsuzluğunun gölgesinde büyüyen Patroklos, kendisinin tabiri ile çelimsiz, beceriksiz ve silik bir evlattı. Çocukluğunda işlediği bir suç yüzünden sarayından uzak yerlere sürüldüğü zaman bile bir ölümlü olmanın ağırlığını üstünde hissederek ufacık bir itirazda bile bulunmadı. Hayatı için hiç söz sahibi değilmiş gibi davranan Patroklos, aksi gibi bu durumu düzeltmek için bir çaba sarf etmedi.
İlk covid vakası 11 Mart'ta yayınlandı yani neredeyse 1 yıl 1 ay olacak. Eğer son günlerde zamanın ne kadar hızlı geçtiğini düşünüp şaşırıyorsan, yalnız değilsin. Yakın tarihlerde yapılan bir araştırmada, katılımcıların %80'inden fazlasının sosyal mesafenin zaman algısını bir şekilde değiştirdiğini düşündüğü görüldü. Son günlerde bende aynı durum içindeyim. Ya zaman çok hızlı akıyor ve farkına varamıyorum ya da zaman bir yerde donup kalıyor çok sıkılıyorum.
Sizlerle her gün daha fazla bilgi yazısı paylaşmak isterim hatta güncel olarak. Umarım bu yakın zamanda olacak. Tek başıma her şeye yetişmek inanın çok zor.
Habere gelecek olursak, dün Ankara Polatlı'da çok kötü bir kum fırtınası yaşandı. Twitter'da gezinirken TT'de bu konu ile ilgili milyonlarca yazı okudum. Açıkçası çoğunluk dünyanın sonunun geldiğini, bunlarında birer işaret olduğunu yazmış. Burada sadece kum fırtınalarının neden oluştuğu ile ilgili bir yazı yazacağım.
Önceki yazılarımdan da biliyorsanız, uzun bir dönemden beri kişisel gelişim kitapları okuyup, onları burada sizlerle paylaşıyorum. Bu sefer seçtiğim kitap bir grup psikolog tarafından ele alınmış bir konu, "hayır diyebilme sanatı". Bu kitapta sınırlarımızı çizebilmenin ve özgür olabilmenin yolunun hayır demekten geçtiği anlatılıyor.
Yazıya başlamadan önce hayvansever arkadaşlarımdan özür dilerim. Ancak bir noktada yaptığınız iyilikler eziyete dönüşüyor.
Birçoğumuz için aylarca süren bir karantina döneminden geçtik. Biliyorum ki dışarı çıkıp yazın tadını çıkarma dürtüsü çok ama çok güçlü. Peki bizim için güvenli olan şeyler nedir? Sizlerle okuduğum yazılardan edindiğim tavsiyeleri kendi düşüncelerimle de harmanlayıp paylaşacağım.
"Bir gün uyandığında, yapmayı isteyip de yapamadığın şeyler için zamanın kalmadığını fark edeceksin."
Paulo Coelho
Bu bir teşekkür yazısı olacak, hayata.
Aldıklarına karşı verdiği onca güzel şeyle dün bana bir kere daha şansın benimle olduğunu hissettirdi. Hayat kötülüklerine rağmen hala güzel.
Hala umut var.
Ruhum, bir kuşun kanadındaki tüy kadar hafif artık.
Yalnız değilim.
Ve şunu gördüm ki, hayattaki uyumsuz ben değilim. Bir takım kötü zihniyetli insanlar, uyumsuz olanlar.
Teşekkür ederim ellerimden tutup da bırakmayana.
Teşekkür ederim esas yanlışın bende olmadığını gösterene.
Teşekkür ederim kaza anımda dahi yanımda olana.
Teşekkür ederim beni koruyana.
Teşekkür ederim her daim olumlu desteğini esirgemeyene.
En büyük teşekkür ise aileme...
İyi bir insan olarak yetiştirdikleri için.
Doğrunun yanlışın neler olduğunu bana aşıladıkları için.
Her konuda bana destek oldukları için.
Dün yaşadığım olayda, sevdiğim insanların yanında olmanın değerini bir kat daha anladım, bu tartışılmaz bir konu.
Uzun zamandır yazmak için kenarda beklettiğim bir konu ile geri döndüm. Çok yakın bir arkadaşımdan okumam için tavsiye edilen bir kitaptı. Bir farklılık yapıp en sonda söylediğimi şimdi en başta söyleyeceğim. Kitabı kesinlikle ama kesinlikle okuyun. Muhteşem! Şimdi haydi hep birlikte kitabı inceleyelim.
Yine pek bir sevdiğim oyunu anlatmaya devam edeceğim. Hem kanser oyun diyerek hemde severek oynadığım tek mobil oyun diyebiliriz.
Düşünüyorum da hayata dair beklentilerimiz o kadar çok fazla ki. Ve bunun herkese çok büyük bir kararsızlık verdiğini görüyorum. Etrafta neredeyse bir sürü ne yapmak istediğini bilmeyen insanlar var. Sanırım bu günümüzün bir hastalığı da olmaya başladı.
Bugün farklı bir yazı ile buradayım. Bir önceki yazımda, beni bu karantina sürecinde oyalayan mükemmel bir mobil oyundan bahsetmiştim. Genellikle pc oyunlarını severek oynarım, mobil oyunlarla aram hiç yoktur. Counter strike, half-life, max payne, diablo, world of warcraft türü oyunlar oynayarak yetişmiş bir çocukluk benim ki.
Tamı tamına 226 gündür oynadığım bu oyuna gelin hep birlikte bir göz atalım.
Allah'ım neredeyim ben? Ne bu tantana...? Adeta maymunlar gezegeni, herkes bir şey söylüyor, herkes bir şey paylaşıyor. Sakin kalmalıyım. Bir süreliğine uzaklara gidiyorum, bütün sosyal bağlantılarımı koparıp. İşte şimdi oldu, bir parça huzur...
Bir dakika! Gitmeden önce diyeceklerim var.
Bir dakika! Gitmeden önce diyeceklerim var.
Her şey 2019'un Aralık ayında Çin'in Hubei Eyaletinin Wuhan kentinde atipik pnömoni yani zatürre tanısı konulması ile başladı. Çok kısa bir sürede ise bu durumun yeni bir virüs türünden kaynaklandığı ortaya çıktı. Tabi biz o aralar birbirimiz ile dalga geçiyorduk. Hapşıran ve öksüren birine 'koronalı' diyorduk. Olayın ciddiyetinin farkında bile değildik.
Virüs ilk zamanlar ' Wuhan virüsü' olarak anılırken -ki böyle anılması daha iyiymiş- sonraları; ilkin 2019-ncovard olarak anılmaya, en son olarak da covid-19 olarak tanımlanarak anılmaya başlandı.
Karantina ile birlikte hem home office çalışma olsun hem de iş gününün azaltılması olsun kişisel gelişimime çok iyi geldi. Daha çok kitap okudum, daha çok film izledim, sporumu yaptım ve tabi ki daha da çok oyun oynadım.
Şimdi sizlerle yakınlarda okuduğum bir kitabın yorumunu paylaşacağım. Kitabı okuduğunuzda gerçekten çaresizlik hissini iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Ve bir azmin başarısını da...
Biliyorum bu konuyu sürekli ele alıyorum ancak çok muzdarip olduğum bir konu. Ve sürekli kaleme alırsam bir şekilde azalarak biter diye düşünüyorum. Yani böyle olmasını umuyorum.
Okumadan önce lütfen aşağıda sizler için bıraktığım müziği de açar mısınız? Şimdiden iyi dinlemeler ve okumalar...
O zaman ilk şu soru ile başlayalım; başkalarının mutlu olduğunu görmek sizin için mutluluk nedeni midir yoksa mutsuzluk mu?
Okumadan önce lütfen aşağıda sizler için bıraktığım müziği de açar mısınız? Şimdiden iyi dinlemeler ve okumalar...
O zaman ilk şu soru ile başlayalım; başkalarının mutlu olduğunu görmek sizin için mutluluk nedeni midir yoksa mutsuzluk mu?
Geçen haftalarda bitirdiğim bir kitabı sizlerle paylaşmak istedim. Aslında bitirdiğim o kadar çok kitap var ki. Hepsini tek tek inceleyip yazarsam sanırım ömrüm yetmez.
Öncelikle kitabın arka kapağındaki yazı ile başlayalım.
"Devrim zamanı Rusya... Kara kışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir Eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. Devrim, büyük şehirlerin merkezinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleye girişir.
Zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale, uzaktaki bir hastaya ulaşabilmek için şiddetli bir kar fırtınasına rağmen göze alınan bir yolculuk, ağrılarını dindirmeye çalışırken morfinman olan bir meslektaş... Genç doktorun gündelik hayatında karşılaştığı bütün zorlu sınavlar, Bulgakov'un elinde olağanüstü güçlü bir anlatımla, dram sınırlarında gezinen bir dokunaklılıkta öykülere dönüşür.
Öncelikle kitabın arka kapağındaki yazı ile başlayalım.
"Devrim zamanı Rusya... Kara kışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir Eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. Devrim, büyük şehirlerin merkezinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleye girişir.
Zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale, uzaktaki bir hastaya ulaşabilmek için şiddetli bir kar fırtınasına rağmen göze alınan bir yolculuk, ağrılarını dindirmeye çalışırken morfinman olan bir meslektaş... Genç doktorun gündelik hayatında karşılaştığı bütün zorlu sınavlar, Bulgakov'un elinde olağanüstü güçlü bir anlatımla, dram sınırlarında gezinen bir dokunaklılıkta öykülere dönüşür.
Dostlarım biliyorsunuz insanlık ve sağlık adına zor zamanlardan geçiyoruz. Toplum içinde birçok şeye dikkat etseniz de birçok kişinin neredeyse hiçbir şeye dikkat etmediğini görebiliyoruz. Onlar adına acilen bilinçlenmeyi diliyorum.
Bu dönemde eğitim, ulaşım ve ekonomi kadar aşıklarda bir takım olumsuzluklarla karşılaşmadı değil. :)
Bu dönemde eğitim, ulaşım ve ekonomi kadar aşıklarda bir takım olumsuzluklarla karşılaşmadı değil. :)
Bu gün home office çalışmanın ikinci günü.
Malum durum sebebi ile bu hafta evde kalma sırası bende. Hayatımda ilk defa evime iş getiriyorum. Benim yapımda biri için iş işte, ev evde olmalı ancak dünya çapında yaşanan bu virüs vakası yüzünden şuan bu anlayışımdan ödün veriyorum.
Home office kavramı içindeki son günlerim nasıl geçer bilmiyorum ancak size iki günüm içinde yaşadıklarımı paylaşabilirim.
Biliyorum, son zamanlar pek bir şey yazamadım. İki haftadan fazladır, sanki aklımın içinde biri kocaman kalın duvarlar örmüş gibi hissediyorum. Yani içinden çıkamadığım bir çok düşüncem var. Vardı demek daha doğru olur.
Son zamanlarda ülkemizde yaşadığımız olaylar, hatta dünya çapında 2020'ye girdiğimizde yaşanan olaylar beni ziyadesiyle derinden sarstı ve üzdü. Depremler bir yana, kaybettiğimiz gencecik şehitlerimiz ve ardından her bir yanı saran corona virüs vakası...


















