Biliyorum, son zamanlar pek bir şey yazamadım. İki haftadan fazladır, sanki aklımın içinde biri kocaman kalın duvarlar örmüş gibi hissediyorum. Yani içinden çıkamadığım bir çok düşüncem var. Vardı demek daha doğru olur.
Son zamanlarda ülkemizde yaşadığımız olaylar, hatta dünya çapında 2020'ye girdiğimizde yaşanan olaylar beni ziyadesiyle derinden sarstı ve üzdü. Depremler bir yana, kaybettiğimiz gencecik şehitlerimiz ve ardından her bir yanı saran corona virüs vakası...
Bugün Beyhan Budak'ın izlediğim bir videosundan yola çıkarak böyle bir yazı yazmaya karar verdim.
Özgüven anlam bakımından, kendimiz hakkında ne düşündüğümüz ve kendimizi ne kadar değerli gördüğümüzdür. Eğer kendimiz ile ilgili olumsuz konuşmalar yapıyorsak, kendimizi sürekli eleştiriyor ya da yargılıyor, başardığımız onca şeyi küçümseyip, yapamadığımız şeyleri önemsiyorsak, belki biraz da olsa bir özgüven problemi yaşıyor olabiliriz.
Mıknatıs gibi her tersliği üzerinize mi çekiyorsunuz? Batıl inançlarınız yok, çekim yasasına da inanmıyorsunuz ama nedense her zaman aynı şey sizi buluyor ya da her şey üst üste geliyor. "Neden hep ben?" sendromu yaşıyorsanız, nedenini burada elimden geldiğince açıklamaya çalışacağım.
Hiç düşündünüz mü, su gibi akıp giden zamanın içinde duyduğumuz ve okuduğumuz birçok kavramın, ismin binlerce hatta milyonlarca yıl önceye dayandığını? Buna ilave olarak geleneklerimizi bile ekleyebiliriz. Bütün bunlar günümüz kavramlarıyla harmanlanmış bir şekilde her daim yanımızda.
Size kısacık bir hikaye ile narsisizmin hikayesini anlatmak istiyorum.
Belki bir önceki yazılarımda bahsettim, belki de yeni bahsedeceğim. Ne yapabilirim, insanlarda gözlemlediğim psikolojik durumları yazmadan yapamıyorum. Belki diyorum, yazılarım okunur ve birazda olsa insanlara bazı konularda yardımcı olabilirim.