Dolu Tarafı
  • Home



Söyleşi türünde yazılmış olan bu kitap Sadettin Ökten ile Kemal Sayar'ın yaptığı radyo sohbetlerinin yazılı hali. Sohbetler, ruhun inceliklerini merak eden herkese kucak açıyor. Bu kitabın amacı; sözün uçup gitmesine karşı onu yazıya geçirmek. Bu iki kıymetli kişinin hayata ışık tutan söylemlerinin, paylaşmaktan çekinmedikleri tecrübelerinin kağıtlara sarıp sarmalanmasıyla elimize ulaşıyor. 

Sizlerle bir kaç paragraf paylaşmak istiyorum.



Tanrıların ve kralların hüküm sürdüğü topraklarda babasının hoşnutsuzluğunun gölgesinde büyüyen Patroklos, kendisinin tabiri ile çelimsiz, beceriksiz ve silik bir evlattı. Çocukluğunda işlediği bir suç yüzünden sarayından uzak yerlere sürüldüğü zaman bile bir ölümlü olmanın ağırlığını üstünde hissederek ufacık bir itirazda bile bulunmadı. Hayatı için hiç söz sahibi değilmiş gibi davranan Patroklos, aksi gibi bu durumu düzeltmek için bir çaba sarf etmedi. 

 

Uzun zamandır kişisel gelişim kitapları okumaktan edebi eserlere pek zaman ayıramamıştım açıkçası ve kişisel gelişime biraz ara verip tekrar roman okumaya karar verdim. Başlangıcı da Ayşe Kulin'den seçtim. İyiki de öyle yapmışım.

Ayşe hanımın kitaplarının neredeyse çoğunu okudum. Hatta okuduğum üniversitede, organize edilmiş imza gününe bile katılmış bu naif kadını yakından görme fırsatı yakalamıştım.

Bir Ayşe Kulin olamasamda bir gün bende kitaplarımın okunduğunu görmek ve bilmek isterim.

Gelelim kitaba, anlatmak ve yorumlamak oldukça zor olacak. Hayal kitabı 1983 yılından 2013 yılına kadar olan kitapları ve hayatı ile ilgili yaşadıklarını anlatan bir anı kitabı niteliğinde. Belkide zor dememin nedeni budur.

 

NLP ile tanışmam, iş masama bırakılan bu kitap ile başladı. Sonrası zaten merak, okuma, birazda araştırma.

Kitabın kapağındaki şu yazı dikkatimi çekti; "Yaptığınız gerçekten istediğiniz şeydir. Yapmıyorsanız aslında istediğiniz şeyi yapıyorsunuz; yapmamayı!"

NLP'yi öğrenmek ve uygulamak hayatımızı şans ve tesadüfe bırakmak yerine, kendi istediğiniz biçimde yaratmanızı sağlıyor. 

NLP hem bilinci hem de bilinçaltını etkin bir duyarlılıkla kullanmaya yönelik, zihinsel sürecin işleyişini yeniden yapılandırma tekniği aslında. 

NLP ile çok hızlı sonuç alabiliyorsunuz, aylar, yıllar süren bir süreci; bir kaç saat, hatta bir kaç dakikaya bile indirebiliyorsunuz. Mesela çok büyük bir fobinizden kurtulabiliyorsunuz. Benim için öfke kontrolümü yapmaya ve bunu yönetmeme yardımcı oldu diyebilirim. 


Önceki yazılarımdan da biliyorsanız, uzun bir dönemden beri kişisel gelişim kitapları okuyup, onları burada sizlerle paylaşıyorum. Bu sefer seçtiğim kitap bir grup psikolog tarafından ele alınmış bir konu, "hayır diyebilme sanatı". Bu kitapta sınırlarımızı çizebilmenin ve özgür olabilmenin yolunun hayır demekten geçtiği anlatılıyor. 


Uzun zamandır yazmak için kenarda beklettiğim bir konu ile geri döndüm. Çok yakın bir arkadaşımdan okumam için tavsiye edilen bir kitaptı. Bir farklılık yapıp en sonda söylediğimi şimdi en başta söyleyeceğim. Kitabı kesinlikle ama kesinlikle okuyun. Muhteşem! Şimdi haydi hep birlikte kitabı inceleyelim.


"Gör beni"den sonra okuduğum güzel kitaplardan biri oldu "Kirke". Kitabın konusu, kurgusu, dili, üslubu gerçekten sizi kendisine çekiyor. Bulduğum her boş vaktimde -ki şu aralar inanılmaz boş vaktim var- kitabı okudum. Kirke'nin hikayesi beni kendine çekti adeta. 

Bugünde yeni bir kitap incelemesi ile birlikteyiz. Kitap ile ilgili şahsi fikirlerimi yazı sonunda belirteceğim. Şimdilik hep birlikte kitaba bir göz gezdirelim.

Karantina ile birlikte hem home office çalışma olsun hem de iş gününün azaltılması olsun kişisel gelişimime çok iyi geldi. Daha çok kitap okudum, daha çok film izledim, sporumu yaptım ve tabi ki daha da çok oyun oynadım.

Şimdi sizlerle yakınlarda okuduğum bir kitabın yorumunu paylaşacağım. Kitabı okuduğunuzda gerçekten çaresizlik hissini iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Ve bir azmin başarısını da... 


Geçen haftalarda bitirdiğim bir kitabı sizlerle paylaşmak istedim. Aslında bitirdiğim o kadar çok kitap var ki. Hepsini tek tek inceleyip yazarsam sanırım ömrüm yetmez.

Öncelikle kitabın arka kapağındaki yazı ile başlayalım.

"Devrim zamanı Rusya... Kara kışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir Eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. Devrim, büyük şehirlerin merkezinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleye girişir.

Zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale, uzaktaki bir hastaya ulaşabilmek için şiddetli bir kar fırtınasına rağmen göze alınan bir yolculuk, ağrılarını dindirmeye çalışırken morfinman olan bir meslektaş... Genç doktorun gündelik hayatında karşılaştığı bütün zorlu sınavlar, Bulgakov'un elinde olağanüstü güçlü bir anlatımla, dram sınırlarında gezinen bir dokunaklılıkta öykülere dönüşür. 


"Fi, Çi, Pi üçlemesi ve Aeden'den sonra Azra Kohen'in yeni kitabı, 'Gör Beni'nin birinci baskısı 2019 Ocak ayında tamamlanmıştı. Almayı istediğim bir kitaptı ve bana hediye olarak gelmesi beni çok mutlu etmişti. Çünkü bana göre Azra Kohen'in yazdığı kitaplarda sizi araştırmaya iten bir güç var ve böylesi bir hediye almak benim için paha biçilemez bir şey. 


Şu son iki aydır, tamı tamına üç tane 'kişisel gelişim' kitabı bitirdim. Sonuncusunu da yeni elime aldım. Sanıyorum ki uzun bir süre roman okumayı bırakıp kendimi kişisel gelişim kitaplarının kollarına bırakacağım. Zor günlerimde ilaç gibi geldiler. Ve düşündüm ki neden sizlerle paylaşmıyorum. Dördüncü kitabı da okuduktan sonra yazacaktım ancak devamı geleceği için okuduğum üç kitabın analizini hemen yapmak istedim.

Kendinizi herhangi bir sebepten dolayı sıkıntıda hissediyorsanız, emin olun ki bu kitaplarda sıkıntılarınıza çare bulacaksınız.

Şimdi cümleleri çok uzatmadan kitapları sıralamaya başlıyorum.


Öncelikle belirtmeliyim ki uzun zamandır okumayı istediğim Frank Herbert'ın Dune kitabını hala okumaya devam ediyorum. Sonlara yaklaştım ama takdir edersiniz ki bir beyaz yaka olarak kitap okumak ve kitaba zaman ayırmak çok zor. Öğrencilikte ki gibi değil. 

"Bize hiçbir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz."
                                                                                                                       Stefan Zweig

"Rab mahirdir ama zalim değildir. Doğa sırlarını sinsiliğinden değil özündeki yüceliğinden dolayı saklar."
                                                                                    Albert Einstein



Geçen ay aldığım kitaplar içinde olan ve okumak için sabırsızlandığım bir kitap "Tanrı'nın formülü". Bildiğim bir yazar değildi, kitabı tanımına göre aldım. Aslında kitabın olay örgüsünde Einstein'in olması merakımı cezbetti desem daha iyi olur.

Bülbülü Öldürmek isimli kitabı bitirdikten sonra, tabi ki her zamanki gibi bir hafta kitaba saygımdan hemen yeni birini okumaya başlamadım. Kitap 552 sayfa ama tek nefeste okunabilecek türden. Macera had safhada. Okurken film izliyormuş gibi hissediyorsunuz. İlk başta teorik kuramların olacağını sanmıştım ama film kurgusunda bir roman yazılmış. İçeriğinde anlatılanlar çok kolay anlaşılıyor. 
"İstediğin kadar saksağan vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."
                                                                                 ...

"Bülbülü Öldürmek" uzun zamandır okumak istediğim ancak bir türlü okuma sırası gelmeyen bir kitaptı. Okumaya başladığımda ise kendimi bambaşka bir coğrafyada ve bambaşka bir zaman içinde dolaşırken buldum. Bülbülü Öldürmek; keşke hiç bitmesin dediğim kitaplardan. Bittiğinde de zaman zaman sayfalarında gezinerek anısını tazelemeyi düşündüğüm bir roman. Anısı içinizde her daim taze kalacak kitaplardan.

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee 1960 yılında yayımlamış bir kitap. Yayımlandığı günden bu güne kadar çok ses getirmiş, yayımlandığı zamanda yazması ve okuması büyük bir cesaret gerektiren bir kitaptır. 1930'ların Alabama'sında geçen bu eserin içinde hayata dair pek çok ipucu bulmak mümkün. Roman temelde Scout adlı anlatıcı karakterimiz, ondan bir kaç yaş büyük ağabeyi Jem, yakın arkadaşları Dill ve avukat olan babaları Atticus'un hikayesini içermekte. Bu dört ana karakter etrafında; ırkçılık, adalet, özgürlük, eşitlik, cinsiyet, ayrımcılık ve büyümek gibi hassas konuları sade ancak çok etkili bir dille ele alıyor yazar. Bütün yaşananları bir çocuğun gözünden aktarıyor.
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

POPULAR POSTS

  • E hani bitcoin?
  • Şiddet içeren Oyunlar
  • Her şey güzel olacak
  • #HomeOffice
  • Mutsuzlugun Adını Koydum
  • Terman'ın Termitleri
  • "Orta Zekalılar Cenneti"
  • Gördüklerinize inanmayın!
  • Bir Dakikanı Alacak
  • Doğa
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Blog Arşivi

  • ▼  2021 (28)
    • ▼  Ağustos (2)
      • Bir Kuş Olsam...
      • Bir Dakikanı Alacak
    • ►  Temmuz (2)
    • ►  Haziran (1)
    • ►  Mayıs (5)
    • ►  Nisan (3)
    • ►  Mart (5)
    • ►  Şubat (6)
    • ►  Ocak (4)
  • ►  2020 (60)
    • ►  Aralık (8)
    • ►  Kasım (4)
    • ►  Ekim (8)
    • ►  Eylül (4)
    • ►  Ağustos (2)
    • ►  Temmuz (8)
    • ►  Haziran (1)
    • ►  Mayıs (6)
    • ►  Nisan (7)
    • ►  Mart (4)
    • ►  Şubat (3)
    • ►  Ocak (5)
  • ►  2019 (22)
    • ►  Aralık (3)
    • ►  Ekim (2)
    • ►  Haziran (1)
    • ►  Mayıs (4)
    • ►  Nisan (2)
    • ►  Mart (1)
    • ►  Şubat (3)
    • ►  Ocak (6)
  • ►  2018 (66)
    • ►  Aralık (11)
    • ►  Ekim (9)
    • ►  Eylül (1)
    • ►  Ağustos (4)
    • ►  Temmuz (2)
    • ►  Haziran (1)
    • ►  Mayıs (6)
    • ►  Mart (6)
    • ►  Şubat (9)
    • ►  Ocak (17)
  • ►  2017 (34)
    • ►  Aralık (13)
    • ►  Kasım (9)
    • ►  Ekim (1)
    • ►  Haziran (2)
    • ►  Nisan (3)
    • ►  Mart (3)
    • ►  Şubat (3)

DESTEK OLMAK İÇİN TIKLA

Popular Posts

  • E hani bitcoin?
  • Şiddet içeren Oyunlar
  • Her şey güzel olacak

Etiketler

2019 blog yazısı (18) 2020 (4) 2020 blog yazısı (29) 2020 felaketleri (1) Akilah (1) Atatürk (3) Beyhan Budak (2) Elif Şafak (1) Karlar Ülkesi (1) alice harikalar diyarı (1) alçakgönül (1) aşk (2) beyin (3) bilim (14) bilim dünyası (6) bilimsel gelişmeler (2) bilimsel yenilik (2) blog (123) blog yazısı (172) cinayet (2) doğa (4) doğa blog yazısı (1) ekonomi (3) elon musk (4) gelecek (3) hashtag tarihi (1) hastalık (3) hated in the nation (1) kedi (3) kitap (18) kitap incelemesi (14) kitap yorumu (16) kitap önerisi (11) kişisel blog yazısı (130) kişisel gelişim (23) kişisel gelişim kitabı (3) korona (10) kuantum (3) mutlu olmak (4) pi (2) pi sayısı (1) psikoloji (5) sağlık (4) sosyal linç (1) sosyal medya (3) sosyal medya yalanı (1) spaceX (3) state of survival (2) termik (5) termik santral (5) termik santrale hayır (4) çerkezköy termik santrale hayır diyor (3) çocukluk (2)

Copyright © Dolu Tarafı. Designed: OddThemes