Biliyorum bu konuyu sürekli ele alıyorum ancak çok muzdarip olduğum bir konu. Ve sürekli kaleme alırsam bir şekilde azalarak biter diye düşünüyorum. Yani böyle olmasını umuyorum.
Okumadan önce lütfen aşağıda sizler için bıraktığım müziği de açar mısınız? Şimdiden iyi dinlemeler ve okumalar...
O zaman ilk şu soru ile başlayalım; başkalarının mutlu olduğunu görmek sizin için mutluluk nedeni midir yoksa mutsuzluk mu?
Çocuklara sürekli bir şeyler öğretme telaşında olduğumuz için sık sık unutsak da, aslında hayata dair onlardan öğreneceğimiz çok şey var. En önemlisi de, çocuksu gözlerle dünyaya bakabilmek. Hayatta, her şeyi ilk kez görüyormuş ve yeniden keşfediyormuş gibi büyük bir merakla bakabilmek ve yaşanılan anın içinde bir çocuk gibi kaygısız durabilmek.
Bir kaç gün önce okuduğum yazıda, çok başarılı iş hayatı olan bir hanımefendi anlatıyordu: "Evlendikten bir yıl sonra eşimle büyük ve önemli problemler yaşamaya başladık. Yaşadığımız bu problemler yaşamamızı ıstırap haline getiriyordu. Bütün özveri denemelerim boşa gitti. Bu arada sıkıntıdan 14 kilo almıştım. O günlerde yakın arkadaşlarım sanki evlilikten kaynaklanan problemlerimi paylaşmak istercesine her an yanımdaydılar. Yaşanılanlara daha fazla dayanamayıp mahkemeye başvurdum. Bazı fedakarlıklar yaparak boşandık. Bu boşanmanın sıkıntılarını yine arkadaşlarım paylaştı. Boşandığımda 46 yaşındaydım.
"İnsanoğlu; ağzından çıkan cümlelerin, beyninde çıkan cümlelerin bütün evreni dolaşıp, tekrar onlara geri döndüğünü bilse, çok daha dikkatli olurdu." demiş Albert Einstein.
Her düşüncemiz bir enerjidir. Aslında düşündüğümüzde her saniyede evrene bir enerji yayıyoruz. Ve bizlerden bu dünya da milyonlarca var. An be an yaydığımız bu enerjiler düşüncelerimizi gerçeğe dönüştürüyor. Tabi bazıları hemen gerçek olurken, bazıları yıllar sonra gerçekleşiyor.