Dijital oyunlar git gide gerçek dünyayı andıran detaylarla donatılmaya başlandı. Aldatıcı bir gerçeklik sunduğu için, son yıllarda özellikle çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine odaklanan bir çok araştırma yapıldı. İddia edilene göre bu oyunları oynayan ergenlik dönemindeki çocuklar daha saldırgan oluyor.
Bir kaç gün önce okuduğum yazıda, çok başarılı iş hayatı olan bir hanımefendi anlatıyordu: "Evlendikten bir yıl sonra eşimle büyük ve önemli problemler yaşamaya başladık. Yaşadığımız bu problemler yaşamamızı ıstırap haline getiriyordu. Bütün özveri denemelerim boşa gitti. Bu arada sıkıntıdan 14 kilo almıştım. O günlerde yakın arkadaşlarım sanki evlilikten kaynaklanan problemlerimi paylaşmak istercesine her an yanımdaydılar. Yaşanılanlara daha fazla dayanamayıp mahkemeye başvurdum. Bazı fedakarlıklar yaparak boşandık. Bu boşanmanın sıkıntılarını yine arkadaşlarım paylaştı. Boşandığımda 46 yaşındaydım.
İnsanoğlu her daim bir umut arayışı içinde. Umutlarımızı yeni bir güne, olaya, olguya bağlamak ise umutlarımız için koyduğumuz en büyük çizgi. Mesela, günü kötü geçen bir insan başını yastığa koyarken "Yarın her şey güzel olsun" ya da "Yarın ola hayır ola" demez mi? Aslında yeni yıl değil de biz her yeni güne güzel dilekler ile başlamayı isteriz. Güzel günler o dilekten sonra hemen başlamaz çünkü zaman bize fırsat veriyorsa biz de zamana bazı şeyleri onarabilmesi için ve kendimizi de dinlendirebilmek için süre vererek umut ederiz. Aslında ne kadar iyi insanlar olduğumuz da buradan belli değil mi?


