Bugüne dek hiç bilinmeyen ve solunum yoluyla yayılan bir virüsle karşılaşınca paniklemek çok normal. Ancak yaşanılan ilk şokun üzerinden yaklaşık olarak bir yıl geçti.
Sanırım artık ilk günlere kıyasla virüsü daha iyi tanıyoruz. Bilimsel çalışmalarda ve deneme yanılma yöntemiyle uygulanan tedavilerde de belirli bir ilerleme sağlandı.
Pandemi döneminde bir çoğumuz, zihinsel sağlığımız üzerinde büyük bir yük hissettik. Kimimiz işten çıkarıldığı için kaygı duyarken, kimimiz ise, hastanede, manavlarda, teslimat hizmeti veya diğer hizmet veren şirketlerde çalışmaya devam etti. Bazen de bir çoğumuz güvende kalmamız için gerekli olan koruma önlemleri olmadan işlerine devam etti. Aileler homeoffice çalışma ve çocukların ihtiyaçlarını yerine getirme arasındaki o hassas dengeyi kurmaya çabaladı. Hepimiz sevdiğimiz birinin ya da kendimizin hastalığa yakalanmasından korkar olduk. Pandeminin alıştığımız tüm sistemleri alt üst etmesiyle ekonomide ortaya çıkan beklenmedik iniş ve çıkış da cabası... Bütün bunlar olurken, hastalığın yayılmasını önlemek adına aldığımız sosyal mesafe önlemleri doğrultusunda haftalarca ve bir çoğumuzda aylarca eve kapandı. Zaten bu bile tek başına kaygı yaratmaya yeter bir sebep.
Günlerdir sürüncemede kalan bir yazı oldu benim için. Her gün olmasa bile haftada üç gün yazı yazmaya çalışıyorum ancak iş yoğunluğumun verdiği yorgunluk bunu yapmama engel oluyor.
Korona ile ilgili kötü olduğu kadar güzel haberlerde almıyor değiliz. Geçen günlerde çok sevdiğim dergimi okurken (Popular Science) korona virüs aşısı ile ilgili pozitif haberler gördüm.
Birçoğumuz için aylarca süren bir karantina döneminden geçtik. Biliyorum ki dışarı çıkıp yazın tadını çıkarma dürtüsü çok ama çok güçlü. Peki bizim için güvenli olan şeyler nedir? Sizlerle okuduğum yazılardan edindiğim tavsiyeleri kendi düşüncelerimle de harmanlayıp paylaşacağım.
Her şey 2019'un Aralık ayında Çin'in Hubei Eyaletinin Wuhan kentinde atipik pnömoni yani zatürre tanısı konulması ile başladı. Çok kısa bir sürede ise bu durumun yeni bir virüs türünden kaynaklandığı ortaya çıktı. Tabi biz o aralar birbirimiz ile dalga geçiyorduk. Hapşıran ve öksüren birine 'koronalı' diyorduk. Olayın ciddiyetinin farkında bile değildik.
Virüs ilk zamanlar ' Wuhan virüsü' olarak anılırken -ki böyle anılması daha iyiymiş- sonraları; ilkin 2019-ncovard olarak anılmaya, en son olarak da covid-19 olarak tanımlanarak anılmaya başlandı.
Dostlarım biliyorsunuz insanlık ve sağlık adına zor zamanlardan geçiyoruz. Toplum içinde birçok şeye dikkat etseniz de birçok kişinin neredeyse hiçbir şeye dikkat etmediğini görebiliyoruz. Onlar adına acilen bilinçlenmeyi diliyorum.
Bu dönemde eğitim, ulaşım ve ekonomi kadar aşıklarda bir takım olumsuzluklarla karşılaşmadı değil. :)