Dolu Tarafı
  • Home


Geçen haftalarda bitirdiğim bir kitabı sizlerle paylaşmak istedim. Aslında bitirdiğim o kadar çok kitap var ki. Hepsini tek tek inceleyip yazarsam sanırım ömrüm yetmez.

Öncelikle kitabın arka kapağındaki yazı ile başlayalım.

"Devrim zamanı Rusya... Kara kışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir Eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. Devrim, büyük şehirlerin merkezinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleye girişir.

Zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale, uzaktaki bir hastaya ulaşabilmek için şiddetli bir kar fırtınasına rağmen göze alınan bir yolculuk, ağrılarını dindirmeye çalışırken morfinman olan bir meslektaş... Genç doktorun gündelik hayatında karşılaştığı bütün zorlu sınavlar, Bulgakov'un elinde olağanüstü güçlü bir anlatımla, dram sınırlarında gezinen bir dokunaklılıkta öykülere dönüşür. 


Zülfü Livaneli'nin kitaplarında okuduklarımın hepsini ayrı ayrı seviyorum ama bu kitap gerçekten hepsinden de başka. Daha yeni başlamama rağmen ilk sayfalarında akıcı diline, konusuna hayran kaldım. Bitirmeyi de bekleyemedim kitap tanıtımım için. ☺ İçimdeki hislere böylesine tercüman olan bir iki sayfalık kısmı size aktarmak istiyorum. Lafı uzatmadan sizleri Livaneli'nin kaleminden dökülen cümlelerle başbaşa bırakıyorum.

Tanrı'nın formülü kitabını okuduktan sonra isminden dolayı etkilenip aldığım kitaba başladım. İsminden dolayı diyorum çünkü bir beyaz yakalı olarak "Pazartesi sendromu"nu duymadığım tek bir hafta başım bile olmadı. Bana sorarsanız benim Salı sendromum var. 

Kitaba değinecek olursak, kitapta işleneceğini herkesin bildiği ve tuhaf bir şekilde engellenemediği bir namus cinayeti anlatılıyor. Kitabın yazarı Gabriel Garcia Marquez çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce işlenmiş bir cinayeti aktarıyor. Sadece cinayeti anlatmakla kalmıyor arka planda toplum psikolojisini, halkın ortak davranışlarını bire bir aktarıyor. 

Kitabın daha ilk sayfalarında öğrendiğimiz cinayeti, Marquez öyle bir dille anlatmış ki, cinayetin şekli son sayfalarında anlatılsa da son sayfaya kadar bir an olsun sıkılmadan okuyorsunuz. Bu zaten bilinen bir gerçek, esas önemli olan bunun bilinmesinin cinayetin önlenmesi için hiçbir katkı sağlamaması.

"İstediğin kadar saksağan vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."
                                                                                 ...

"Bülbülü Öldürmek" uzun zamandır okumak istediğim ancak bir türlü okuma sırası gelmeyen bir kitaptı. Okumaya başladığımda ise kendimi bambaşka bir coğrafyada ve bambaşka bir zaman içinde dolaşırken buldum. Bülbülü Öldürmek; keşke hiç bitmesin dediğim kitaplardan. Bittiğinde de zaman zaman sayfalarında gezinerek anısını tazelemeyi düşündüğüm bir roman. Anısı içinizde her daim taze kalacak kitaplardan.

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee 1960 yılında yayımlamış bir kitap. Yayımlandığı günden bu güne kadar çok ses getirmiş, yayımlandığı zamanda yazması ve okuması büyük bir cesaret gerektiren bir kitaptır. 1930'ların Alabama'sında geçen bu eserin içinde hayata dair pek çok ipucu bulmak mümkün. Roman temelde Scout adlı anlatıcı karakterimiz, ondan bir kaç yaş büyük ağabeyi Jem, yakın arkadaşları Dill ve avukat olan babaları Atticus'un hikayesini içermekte. Bu dört ana karakter etrafında; ırkçılık, adalet, özgürlük, eşitlik, cinsiyet, ayrımcılık ve büyümek gibi hassas konuları sade ancak çok etkili bir dille ele alıyor yazar. Bütün yaşananları bir çocuğun gözünden aktarıyor.
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

POPULAR POSTS

  • #Hashtag #nasıl #kullanılmaz
  • Her şey güzel olacak
  • Umudun rengi
  • #HomeOffice
  • Yeni Normalde İş Toplantıları
  • Bir Alkolik Olmak
  • Dijital insancıklar
  • Şiddet içeren Oyunlar
  • Umudun Çiçeği
  • KAR
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Blog Arşivi

  • ▼  2021 (28)
    • ▼  Ağustos (2)
      • Bir Kuş Olsam...
      • Bir Dakikanı Alacak
    • ►  Temmuz (2)
    • ►  Haziran (1)
    • ►  Mayıs (5)
    • ►  Nisan (3)
    • ►  Mart (5)
    • ►  Şubat (6)
    • ►  Ocak (4)
  • ►  2020 (60)
    • ►  Aralık (8)
    • ►  Kasım (4)
    • ►  Ekim (8)
    • ►  Eylül (4)
    • ►  Ağustos (2)
    • ►  Temmuz (8)
    • ►  Haziran (1)
    • ►  Mayıs (6)
    • ►  Nisan (7)
    • ►  Mart (4)
    • ►  Şubat (3)
    • ►  Ocak (5)
  • ►  2019 (22)
    • ►  Aralık (3)
    • ►  Ekim (2)
    • ►  Haziran (1)
    • ►  Mayıs (4)
    • ►  Nisan (2)
    • ►  Mart (1)
    • ►  Şubat (3)
    • ►  Ocak (6)
  • ►  2018 (66)
    • ►  Aralık (11)
    • ►  Ekim (9)
    • ►  Eylül (1)
    • ►  Ağustos (4)
    • ►  Temmuz (2)
    • ►  Haziran (1)
    • ►  Mayıs (6)
    • ►  Mart (6)
    • ►  Şubat (9)
    • ►  Ocak (17)
  • ►  2017 (34)
    • ►  Aralık (13)
    • ►  Kasım (9)
    • ►  Ekim (1)
    • ►  Haziran (2)
    • ►  Nisan (3)
    • ►  Mart (3)
    • ►  Şubat (3)

DESTEK OLMAK İÇİN TIKLA

Popular Posts

  • #Hashtag #nasıl #kullanılmaz
  • Her şey güzel olacak
  • Umudun rengi

Etiketler

2019 blog yazısı (18) 2020 (4) 2020 blog yazısı (29) 2020 felaketleri (1) Akilah (1) Atatürk (3) Beyhan Budak (2) Elif Şafak (1) Karlar Ülkesi (1) alice harikalar diyarı (1) alçakgönül (1) aşk (2) beyin (3) bilim (14) bilim dünyası (6) bilimsel gelişmeler (2) bilimsel yenilik (2) blog (123) blog yazısı (172) cinayet (2) doğa (4) doğa blog yazısı (1) ekonomi (3) elon musk (4) gelecek (3) hashtag tarihi (1) hastalık (3) hated in the nation (1) kedi (3) kitap (18) kitap incelemesi (14) kitap yorumu (16) kitap önerisi (11) kişisel blog yazısı (130) kişisel gelişim (23) kişisel gelişim kitabı (3) korona (10) kuantum (3) mutlu olmak (4) pi (2) pi sayısı (1) psikoloji (5) sağlık (4) sosyal linç (1) sosyal medya (3) sosyal medya yalanı (1) spaceX (3) state of survival (2) termik (5) termik santral (5) termik santrale hayır (4) çerkezköy termik santrale hayır diyor (3) çocukluk (2)

Copyright © Dolu Tarafı. Designed: OddThemes