Bugüne dek hiç bilinmeyen ve solunum yoluyla yayılan bir virüsle karşılaşınca paniklemek çok normal. Ancak yaşanılan ilk şokun üzerinden yaklaşık olarak bir yıl geçti.
Sanırım artık ilk günlere kıyasla virüsü daha iyi tanıyoruz. Bilimsel çalışmalarda ve deneme yanılma yöntemiyle uygulanan tedavilerde de belirli bir ilerleme sağlandı.
Pandeminin hala devam etmesine rağmen insanların çılgınca denizlere gitmesini ve hatta denizde yer bulamayınca gölleri ve yerleşim yerlerine yakın dereleri hınca hınç doldurmasını şaşkınlıkla izliyorum. Bu görüntüleri izlerken dilimden şu cümleler istemsizce döküldü, "umarım denizde de mikrop çıkar da bu şekilde davranırsınız". Bir anda annem böyle bir şey in yakın zamanda olabileceğine dair bir haber okuduğunu söyledi. Hemen araştırdım tabi ki.
Biliyorum, son zamanlar pek bir şey yazamadım. İki haftadan fazladır, sanki aklımın içinde biri kocaman kalın duvarlar örmüş gibi hissediyorum. Yani içinden çıkamadığım bir çok düşüncem var. Vardı demek daha doğru olur.
Son zamanlarda ülkemizde yaşadığımız olaylar, hatta dünya çapında 2020'ye girdiğimizde yaşanan olaylar beni ziyadesiyle derinden sarstı ve üzdü. Depremler bir yana, kaybettiğimiz gencecik şehitlerimiz ve ardından her bir yanı saran corona virüs vakası...