Biliyorum, son zamanlar pek bir şey yazamadım. İki haftadan fazladır, sanki aklımın içinde biri kocaman kalın duvarlar örmüş gibi hissediyorum. Yani içinden çıkamadığım bir çok düşüncem var. Vardı demek daha doğru olur.
Son zamanlarda ülkemizde yaşadığımız olaylar, hatta dünya çapında 2020'ye girdiğimizde yaşanan olaylar beni ziyadesiyle derinden sarstı ve üzdü. Depremler bir yana, kaybettiğimiz gencecik şehitlerimiz ve ardından her bir yanı saran corona virüs vakası...
Korku yerine umudu yeşert içinde, dedi güneş.
Ama sen gittiğinde gene kış gelecek. Ben yine solacağım, yalnız kalacağım dedi minik papatya.
Korkma ben hep seninle olacağım. Sen yeter ki köklerini umutla sal toprağa, dedi güneş.
Sımsıkı tutundu papatyacık, umutla bekledi her sene açacağı, güneşin altında ışıl ışıl parıldayacağı o günü. Ve her seferinde söz verdiği gibi geldi güneş. Umut oldu.
Bir mevsim geldiğinde uçsuz bucaksız tüm toprağa yayılmış gördü minik papatyasını, hepsi sarı sarı ona sevinçle bakıyor, gülücüklerle karşılıyordu. Yeryüzünde milyonlarca güneş açmış, umut dolmuştu.
Umut vermek ve umut etmek işte böyle bir şey. Ya harap olur solar gidersin, ya da içinde milyonlarca çiçek açar... Çiçek açtıkça da tüm çiçeklerin umudun rengine bürünür. Bu ister güneş olsun, ister masmavi gökyüzü...
Ve biz sonunda ona benzeriz.
Umudu olduğunuz toprağa doğun, tutun ellerinden ve hiç bırakmayın.
""
Hoşgeldin!
""
Merhaba,
Hatırladın mı beni? Peşindeki sessiz gölgeni? Dilim yok anlatamam derdimi, sorma, bu aralar boyumdan büyük derdim. Sesinin güzel tınılarını duyamam seslenme bana... Göremem seni, bugün gözlerin hangi renkte ışıldadı bilemem. Dokunamam saçlarına, ellerimi uzatsam da ulaşamıyorum sana.
Gölge olmak böyle bir şey. Tek bildiğim ise ne kadar üzülüyor olduğun. Seni duyamam, sana seslenemem, seni göremem belki ama seni hissedebilirim. Üzülme, onlar seni anlayamaz ama ben anlayabilirim. Karanlıklara kaçma, korkma. Çık aydınlıklara ve meydan oku korkusuzca.
Bırak yalandan merakları onlarla kalsın.
Seni merak eden sana sınır koymaz. Arkadaşlığına sınır bırakmaz! Bilir ki sen onun yanında iyisin, onun yanında ağladığında rahatlayacaksın.
Boşver.
Seni gönlü ile sarmayacak ise, kimse kalmasın yanında. Ben hep yanındayım. Düştüğünde birlikte, kalktığında yine birlikte olacağız.
Bırak yosun kokan yollarında yürümeyi. Sen o yolları çoktan bırakmıştın. Yolumuz uzun daha. Merak et geleceğini. Bir gün bu gölge bile gülecek.
...
Yaşam nedir ki aslında? İlkin yoğunlukla hissedilen, derken sonra hiç hissedilmeyen bir şey, görünüşe göre hep aynı ama sonraları bambaşka, ara ara da gereğinden fazla değişken, sonrasında ise yine safi alışkanlık.
...
... "Neden insanlar şiddete bu kadar eğilimli? Nereden geliyor bunun kaynağı? Herkes mi böyle? Peki sen, sen neden böylesin? Ne yaptım da sana, bunları reva görüyorsun?" diye içinden geçiriyordu o an, göz yaşları içinde camdan bakarken kadın. Bir yandan su toplamış, kan oturmuş sol kolunu tutuyordu. Can acısına değildi göz yaşları. Ardı ardına ruhuna yediği darbeler onu böyle yaşlara boğmuştu. O gün çocukluğu öldü. Bir kez daha ihaneti gördü emanetine, kadınlığına, çocukluğuna...
"Fi, Çi, Pi üçlemesi ve Aeden'den sonra Azra Kohen'in yeni kitabı, 'Gör Beni'nin birinci baskısı 2019 Ocak ayında tamamlanmıştı. Almayı istediğim bir kitaptı ve bana hediye olarak gelmesi beni çok mutlu etmişti. Çünkü bana göre Azra Kohen'in yazdığı kitaplarda sizi araştırmaya iten bir güç var ve böylesi bir hediye almak benim için paha biçilemez bir şey.
Uzun zamandır kafamda şu cümle dönüp dolaşıyor, "Hayatın neyi ne zaman getireceği belli olmuyor". Yaşadıklarımdan anladığım şu ki, olması için acele ettiğimiz her şey kötü sonuçlanabilir. Öyle ya bir çiçek dahi vakti saati gelmeden açmıyor tomurcuklarını...